Mutluluğun Bilimi – 1

Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.

Toprak AnaCengiz Aytmatov

Mutluluk deyince aklınıza neler geliyor? Ev, araba, mutlu bir yuva, iyi bir iş, bolca para mı? Herkesin beğenisini, takdirini kazanmak mı? İlgi görmek ya da sevilmek mi? Birçoğumuz bunları düşünüyoruz mutluluk deyince. Peki gerçekler öyle mi? Yani tüm bunları elde ettikten sonra gerçekten mutlu oluyor muyuz?

Geçtiğimiz haftalarda Coursera’dan aldığım kurslardan birinin konusu buydu. Kursun tam adı “The Science of Well-Being”. Türkçesiyle “Mutluluğun Bilimi”. Mutluluk ile ilgili algılarımızı bilimsel araştırmalar ışığında sorgulayan kursun amacı daha sağlıklı bir mutluluk anlayışı oluşturmak. Bunun için de her hafta kurs içeriğinin yanı sıra çeşitli görevler veriliyor. Bunları yaptıkça kendinizi daha iyi tanıyor ve farklı bir mutluluk algısı oluşturmaya başlıyorsunuz.

Kursun en başında sizden bir test yapmanız isteniyor. PERMA isimli bu test ile o anki mutluluk seviyenizi ölçüyorsunuz. Bu testi kursun sonunda tekrar alıyorsunuz ve yaptığınız görevlerin işe yarayıp yaramadığını görüyorsunuz.

Kursun ilk haftasında yazının girişinde belirttiğim soru soruluyor. Mutluluk deyince akla gelenler başlıklar halinde listelenip inceleniyor ve bunların gerçekten mutluluğu getirip getirmediği yapılan deneylerden alınan veriler eşliğinde inceleniyor.

  • İyi bir iş
  • Para
  • Sahip olduğunuz harika eşyalar
  • Gerçek aşk
  • Harika bir vücut
  • İyi notlar

Kursun ilk haftasında en çok dikkatimi çeken şeylerden biri ise G.I Joe Yanılgısı oldu. G.I. Joe isimli çizgi filmin meşhur cümlesi “Bilmek mücadelenin yarısıdır.” üzerinden vardığımız yanlış kanıya dikkat çekiliyor. Birçok görsel illüzyon gösteriliyor ve bir şeyi bilmenin onu pratiğe dökmeye yeterli olmayacağını söyleniyor. Üzerinde biraz düşünüp hayatımdaki yansımalarına baktığımda sözün yanlışlığına katılıyorum.

İyi bir iş ve paranın ele alındığı ilk haftada genel olarak ikisinin de insana mutluluk getirmediği sonucuna varılıyor. Dan Gilbert ve arkadaşları bir deney yapıyorlar ve bu deneyde üniversite öğrencileri için sahte bir iş hazırlıyorlar. Daha sonra başvuran öğrencilerin mutluluk seviyelerini ölçüyorlar ve öğrencilere işi alamadıklarını söyleyip mutluluk seviyelerini tekrar ölçüyorlar. Mutluluk seviyesinin düşeceği varsayımında bulunuyorlar fakat varsayımın aksine bir düşüş yaşanmıyor. Yani aslında bizi çok fazla olumsuz etkileyeceğini düşündüğümüz birçok şey gelip geçici ve tahmin ettiğimizden daha az kafamıza takıyoruz. Hayatın devam etmesi gerektiğinin farkına varıyor ve işe koyuluyoruz.

Aynı şey para için de geçerli. Aslında iyi bir iş değil, para istediğimizi fakat daha fazla para aldıkça hayatımızda gözle görülür bir farkın olmadığını ortaya koyan çalışmalar ışığında konunun parayla da ilgisi olmadığını fark ediyoruz.

Bu kursta öğrendiklerimi sonraki yazılarda anlatmaya devam edeceğim. Kursun dili İngilizce ve maalesef Türkçe alt yazı yok fakat İngilizce biliyorsanız tavsiye ederim. Kursun bağlantısını aşağıya bırakıyorum.

https://www.coursera.org/learn/the-science-of-well-being/home/welcome

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: