Site icon Raptiye Nazırı

Tutunamayanlar Cumhuriyeti

Reklamlar

Eşyalarımızı hazırla Olric; gidiyoruz. Uzun süreden beri ilk defa o gece rüya görmeden aralıksız uyudu. Belki de uyandığı zaman gördüğü rüyaları hatırlamadı, hatırlamak istemedi. Belki de ilk defa, uyandığı zaman, kafasında tek düşünce olmasını istedi. Tek bir amaçla uyanmak istedi ilk defa: kalkmak ve yola çıkmak.

Oğuz atay – tutunamayanlar (sayfa 565)

Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın ilk romanı. Kimisi için bir türlü bitirilemeyen, kimisinin bir oturuşta hevesle bitirmek istediği bir roman. Sayfaları arasında herkesin kendinden bir şeyler bulduğu, bazı bölümleriyle adeta “bakın, bunlar oluyor.” diyerek işaret eden, insanı Selim Işık ile sohbet etme arzusuyla yakan bir kitap.

Burjuva ile dalga geçen ve bunu büyük bir incelikle yapan roman, ölümün ağır havası altında kahkahalarla gülmenize sebep olabiliyor. Kitap boyunca Selim’in intiharı okuyucuyu takip ediyor. Mutlu oldukları anıların anlatıldığı kısımlarda bile bir an durup “bu adam artık ölü” diyorsunuz ve Selim’i anladıkça ölümü sizi daha fazla üzüyor.

Tutunamayanlar hayatın gerçeklerini yüzümüze vuruyor. Özellikle benim gibi iflah olmaz bir romantik iseniz, sizi kendinize getirecek kitap büyük ihtimalle bu. Evimizde yıllardır duran bu kitabı bu yaz okumam ise kader gibi bir şeydi adeta. Zamanlaması, bu kitabı daha çok sevmeme sebep oldu kısacası.

OĞUZ ATAY

Bu gerçekler ise yüzleşilmesi pek kolay olmayan türden gerçekler. Çoğu zaman insanlarla konuştuğunuzu zannedersiniz fakat aslında kendi kendinize konuşuyorsunuzdur. Kimsenin vakti, enerjisi yoktur. Herkes kendi dertleriyle ve hedefleriyle uğraşmakta, kendini tanımaya çalışmaktadır ve kimse sizinle sohbet etmek, çene çalmak zorunda değildir. Selim Işık’ı bunalıma sürükleyen temel sebeplerdendir bunlar. Selim zor bir karakterdir. Ne istediğini kendisi de bilmemektedir. Emin olduğu tek şey ise, insanlar kendisinden yardım istedikleri an koşulsuz şartsız yardımlarına koşması gerektiğidir. Selim bunu yapar. Daha fazlasına hep gücü yeter. İncelikler yapar, düşünür, sorgular, anlatır. Kendisini kimseye tam olarak anlatamamaktadır. Bu sebeple, kendisine en ufak bir ilgi gösteren arkadaşlarına sımsıkı sarılır. İçindekileri onlarla paylaşmak, onlarla birlikte tartışmak ve konuşmak, kendisini ve onları yeniden tanımak istemektedir. Herkes gibi övülmek, unutulmamak, tutunmak ister. Eski Selim’den utanır ve Selim’i sürekli öldürür. Ta ki bir gün hayatında ilk defa bir işi sonuna kadar götürüp intihar edene dek.

Tüm bu özellikleriyle Selim’i hem kendime hem de yakın arkadaşlarımdan birine benzetiyorum. Bu sebeple de Selim karakteri daha gerçek bir karakter oluyor.

Turgut Özben ise romanın ana karakterlerinden biri. Selim’in birbirleriyle tanıştırmadığı ve farklı çevrelerden gelen arkadaşlarından biri. Selim’in ölümünden sonra süreci idrak etmeye çalışıyor ve Selim’i anlayıp anlatmayı, onu anlamayan insanlardan adeta intikam almayı kendine görev sayıyor. Bu sebeple başlarda nispeten düzgün çalışan kafası, bir noktadan sonra kendisine ihanet ediyor ve Olric ile devam ediyor hayatına. Kimi zaman farklı kuralların işlediği bir devlet dairesini çözmeye çalışıyor. Sıkılıyor. Çoğu zaman ise eşi Nermin’e hissettirmeden Selim’in diğer arkadaşlarıyla buluşuyor. Esat’tan, Süleyman Kargı’dan, Burhan’dan Selim’i dinliyor.

Romanın kadın karakterleri arasında bahsetmeden geçmenin mümkün olmayacağı bir kadın var. Günseli. Selim’in aşık olduğu kadın. Selim’e sürekli yardım etmeye ve onu anlamaya çalışan bu zavallı kadın, Selim tarafından her seferinde uzaklaştırılıyor. Selim kendisinde umudun kalmadığını, Günseli’yi sevdiğini fakat bu işin sonunda üzülenin Günseli olacağını söylüyor. Günseli ise büyük bir sabırla Selim için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Selim, gitmekle belki de en büyük haksızlıklardan birini yapıyor kendisine.

Tutunamayanlar, altını çizecek bir sürü şey bulduğum nadir kitaplardan biri. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar.

Exit mobile version