İçimiz Notalara Döküldü: Cosmo Sheldrake

Renklerin, nesnelerin, sevdiklerinizin müziğe dönüştüğünü düşünün. Meğer her şeyin notalarda bir karşılığı varmış ve biz aslında hayata bu müziğin penceresinden bakıyormuşuz. Kalbimizin değdiği her insanda, değiştirdiğimiz her şeyde farklı bir beste yapıyormuşuz aslında. Çevremizde gördüklerimiz aslında bir müzik şöleniymiş ve biz farkında olmadan ritim tutup dans ediyormuşuz.

Cosmo Sheldrake dinlerken böyle hissediyorum tam olarak. Şarkı başladığı anda uzayda süzülmeye başlıyorum. Tüm varlığım bir anda yok olmaya başlıyor, oradan oraya uçuyorum ve nihayet olduğum yere dönüyorum fakat bu kez başka düşüncelerle, farklı hislerle. Her dinleyişimde bana farklı şeyler hissettiren, kafamda rengarenk bir dünya kuran, kocaman açtığım göklere sığmayan kanatlarımla uçmamı sağlayan ilginç bir sanatçı Cosmo Sheldrake.

Hayata koşarak başlıyoruz. Nefesimiz kesilene, ciğerlerimiz patlayıncaya kadar koşuyoruz. Kimi zaman okula, kimi zaman hedeflerimize, kimi zaman aşka ve daha nicelerine. Bazen kaçmak için koşuyoruz. Acılardan, belirsizlikten, değişiklikten ve yine daha nicelerinden. Tüm bu koşmaların belki de tek ortak noktası ise “heyecan.”

Bazen üzüntünüze rastlıyorsunuz şarkılarda. Evet, hislerim tam olarak böyle bir müzikle anlatılabilirdi diyorsunuz. Kalbinizde kanayan, kırılan her yer vücut bulmuş, bir müziğe dönüşmüş ve siz sessizce, yavaş hareketlerle dans ediyorsunuz kalbinizin orta yerindeki sahnede. Siz süzülür gibi dans ettikçe acılar da tek tek dökülüyor omuzlarınızdan. Yorgunluğunuz rüzgara karışıyor. Yeniden doğmak için yanmayı tercih ediyorsunuz. Her zamanki gibi baştan başlamak, umuda sarılmak için acıyı sonuna kadar yaşamanız gerektiğinin farkındasınız. Siz alevlerin arasında dans ederken fonda Cosmo’dan bir şarkı çalıyor.

Ve her şey bittiğinde siz de notalardan biri olup müziğe dönüşüyorsunuz.

Birinin sizi duymasını, size kulak vermesini, fonuna yerleştiğiniz dünyanın kapılarını aralamasını umarak.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: