Site icon Raptiye Nazırı

Avrupa’nın Uzaklarında: The Grand Budapest Hotel

Reklamlar

Olay örgüsünü mantıksızlık üzerine kuran, olmayanı olduran, fazla mantıklı düşünenleri hayal kırıklığına uğratan, bir türlü çözülmeyen olayların içinde yuvarlanmanıza sebep olan filmleri ya da dizileri bilirsiniz. Hani şu “Talihsiz Serüvenler Dizisi” ayarındaki yapımlardan bahsediyorum. Bugün size anlatacağım film tam olarak öyle bir film.

Çok uzaklardan* bir arkadaşımın, beni çok iyi tanırcasına tavsiye ettiği yönetmen Wes Anderson’ın filmi, The Grand Budapest Hotel. Zarif konuşmaları, Avrupai havayı, eski binaları ve absürt olayları sevenler için ideal diyebilirim. Şık bir masada buluşan otel sahibi ve yazarın sohbetiyle başlayan film, aksiyon ve harika oyunculuklarla şenlenerek devam ediyor. Öyle bir film ki, içinde Jude Law, Tilda Swinton, Edward Norton var. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Adrien Brody de burada. İzlemeniz için yeteri kadar sebep saydım sanıyorum.

Görsel: https://www.imdb.com/title/tt2278388/mediaviewer/rm2203899136

Film her şeyden evvel gerçek dünyadan koparıyor sizi. Farklı bir atmosfere başarıyla adapte ediyor izleyiciyi. Kendinizi karakterlerden biri olarak buluyorsunuz bir anda. Yer yer sabrı ve sükuneti bir kenara bırakan karakterler, aslında hepimizin vermek istediği tepkileri veriyor. Olaylar gitgide karmaşıklaşırken arka planda insanın içini ısıtan olaylar oluyor. Aşkın, dostluğun, hırsın, paragöz olmanın belki de en saf örnekleri veriliyor. Atlıkarıncada birbirine şiirler okuyan iki aşık, akrabalarının ölümü üzerine miras kavgasına tutuşanlar, dostunu korumaya çalışan bir adam üzerinden insan çok güzel işleniyor.

Bir önceki paragrafta sizi gerçeklikten kopardığını söylemiştim filmin fakat dikkatli olup biraz incelersek aslında dünya da hızla absürt bir komediye dönüşüyor. Fark etmemeye de çalışsak, kenardan geçip etliye sütlüye dokunmamayı da seçsek sonuç hep aynı. Bir şeyler gitgide farklılaşıyor ve bu farklılaşmanın üzerimizdeki etkileri pek de iç açıcı değil. Klişelere girmek istemiyorum ama kendinize şu soruyu sormanızı rica ediyorum:

“En son ne zaman birinin gözünün içine baktım?”

İzlemek isteyenlere şimdiden iyi seyirler.


*uzaklar: göreceli ve kimi zaman üzücü bir yer.

Exit mobile version