Bilginin Gücü Adına: Korona Salgını

Lafı uzatmadan sadede geleyim hemen. Başlıktan da anlayabileceğiniz gibi gündem Koronavirüs salgını. Kimimiz fazla panik yapıyoruz, kimimiz “Hani gardaş? Ben virüs göremiyorum” rahatlığında takılıyor, kimimiz zaten çoktan umudunu kesti bu yalan dünyadan. Durumunuz ne olursa olsun bu konuda bilgi almak ZORUNDA -evet, büyük harflerle ZORUNDA- olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın.

Yeni koronavirüs daha evvel MERS adı verilen “Ortadoğu Solunum Sendromu”na ve SARS adı verilen “Ağır Akut Solunum Yetmezliği Sendromu”na ve bildiğimiz gribe sebep olan koronavirüs ailesinden geliyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bu yeni virüsün sebep olduğu hastalığa “COVID-19” adı verildi. Hastalık hayvandan insana geçiyor ve diğer virüs kökenli hastalıklardan farklı olarak çok daha hızlı yayılıyor. Hastalığa yakalananlarda görülen belirtiler ise şöyle:

  • Kuru Öksürük
  • Nefes Darlığı
  • Yüksek Ateş
  • Halsizlik

Bu belirtileri gösteriyorsanız kendinizi diğer insanlardan MUTLAKA uzak tutmalısınız ve tıbbi destek almalısınız. Bu desteği almadan evvel ise hastanelerin normalden daha yoğun olacağını hesaba katarak Sağlık Bakanlığı’nın hattı olan 184’ü aramalı ve durumunuzu bildirmelisiniz.

Bu belirtiler bazı hastalarda görülmeyebiliyor. Bu sebeple bu belirtileri göstermeseniz dahi potansiyel bir taşıyıcı olduğunuzu unutmamalı ve gerekmedikçe insanlarla temasa geçmemeli, evden ayrılmamalısınız.

Yaş ilerledikçe risk artıyor ve kurtulma şansı azalıyor. Yaşlılar dışında daha fazla risk altında bulunan bir başka grup ise kronik hastalığı olanlar.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre virüse yakalananların %80’i özel bir tedaviye gerek olmadan hastalığı atlatıyor. 6 kişiden 1’i ise böbrek yetmezliği, akut solunum yetersizliği sendromu gibi kritik belirtiler gösteriyor.

Virüs ile ilgili doğru bilinen yanlışlar da var elbette. Bunları elimden geldiğince yazmaya çalışacağım:

  • Koronavirüs sıcaklıktan etkilenmiyor. Yani bu virüs HER İKLİMDE yayılabilir. Sıcak ve nemli ya da soğuk ve karasal fark etmiyor.
  • Virüs sivrisinek ısırığı ile bulaşmıyor.
  • Sıcak banyo yapmak, el kurutma makinelerini kullanmak, Morötesi denen UV ışınlarını kullanmak, alkol veya klor kullanmak, zatürre aşısı olmak, burnu ya da ağzı tuzlu su ile yıkamak ya da gargara yapmak, sarımsak yemek, antibiyotik kullanmak virüse yakalanmayı ENGELLEMEZ. Saydığım faaliyetlerin virüsü engellediğine dair bilimsel bir veri YOK.
  • Virüs sadece yaşlıları değil, herkesi etkiliyor. Yaşlılar da daha ağır seyrediyor ve daha fazla ölüme sebep oluyor.
  • Henüz virüse karşı herhangi bir aşı ya da ilaç geliştirilmedi. Çalışmalar devam ediyor.

Konuyla ilgili en önemli şey ise neler yapabileceğimiz. Virüsün yayılımını azaltmak elimizde.

  • Zorunlu haller dışında yani ölüm-kalım meselesi olmadıkça evden ÇIKILMAMALI.
  • Eller sık sık su ve sabunla, en az 20 saniye boyunca ve aşağıdaki görselde görüldüğü gibi yıkanmalı. Su ve sabunun olmadığı durumlarda aynı işlem dezenfektan veya kolonya ile yapılmalı.
  • İnsanlardan olabildiğince uzak durulmalı, her türlü temastan KAÇINILMALI.
  • Sık kullanılan eşyalar kolonya veya başka bir dezenfektan ile temizlenmeli.
  • Hapşırma ve öksürme sırasında ağız ve burun tek kullanımlık mendille kapatılmalı, Mendil olmadığı zamanlarda ise kolun iç kısmından faydalanılmalı.
  • Düzenli ve sağlıklı beslenmeye özen gösterilmeli.
  • Ortamlar sık sık havalandırılmalı.

Bunlar dışında güncel ve DOĞRU bilgilere ise Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın RESMİ hesaplarından ve teyit.org üzerinden ulaşabilirsiniz.

Klişe cümleleri sevmemekle birlikte bu yazıyı onlardan biri ile bitireceğim. Unutmayın! Bu mücadelede birlikteyiz ve hiçbir virüs alacağımız önlemlerden daha güçlü değil. Sağlıkla ve doğru bilgi ile kalın!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: