1 Yıl Önce Bugün: Asla Vazgeçme

Yaşamak nasıl bir şey? Nerede başlar, nerede biter? Yol ayrımlarında ne yapılır? Sevmek, nefret etmek, ilerlemek, vazgeçmek nasıl olur? Büyüdüğümüzü nasıl anlarız? Her şey bittiğinde, fırtına dindiğinde, hava kararıp yıldızlar konuşmaya başladığında neler düşünür insan?

O kadar çok soru var ki. Seneler geçtikçe keşke matematik formülleri, fizik kuralları kadar kesin ve net olsaydı her şey dediğim bir sürü durum oldu. Keşke bir kitap olsa, bana neyi nasıl yapmam gerektiğini harfi harfine söylese ve ben de hiç hata yapmadan orada yazanları uygulasam. Hiç üzülmesem, hep doğru olsam, hep haklı olsam dedim. Ta ki hayatın gizeminin eksik gördüklerimde, hatalı dediklerimde, üzüldüğüm şeylerde olduğunu görene dek. Niyazi Mısri’nin de dediği gibi “Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.”

Bir yıl önce bugün, bir 3 Ağustos’ta bu bloğun ilk yazısını yazmışım. O zamanlar içinde bulunduğum durumlar sebebiyle içimi dökmek, bir şeyler yazmak istiyordum. Nereden başlayacağımı bilemiyordum. Sonunda filmlerden, dizilerden, kurgu karakterlerden yola çıkmak istediğimi fark ettim. Bir filmi ya da diziyi izlerken hissettiklerimi, fark ettiklerimi, tebessüm ederek gördüklerimi yazıya dökmek istedim. Klavyenin başına geçtim, düşüncelerimi elimden geldiğince toparladım ve yazmaya başladım. Başladığı işleri bitiremeyen biri olarak ün salmış olan ben, bir yıldır blog yazıyorum. Bir yıl önceki benle şimdiki ben arasında dağlar kadar fark var.

Bu farklardan en büyüğü ise kendimi tanımaya başlamam oldu. Aslında ne kadar kibirli, ne kadar duygusal, bazen son derece acımasız, çoğu zaman küçük bir kız çocuğu olduğumu fark ettim. Sevmeye çalışırken yakıp yıktığımı, dışarıdan nasıl göründüğüme son derece önem verdiğimi fark ettim. Peki bunları fark ettikten sonra ne mi oldu? İnsanların ne düşündüğünü deli gibi önemseyen o kız şimdi herkesin şaşkın bakışları arasında küçücük kuzenleriyle suların içinde dans ediyor. Sonra dönüp gökyüzüne bakıyor. Derin bir nefes alıp geldiği yere şükrediyor.

Bu blog böyle ortaya çıktı. Böyle de devam eder büyük ihtimalle. Şu zamana kadar okuyan, fikir beyan eden herkese teşekkürlerimle!

Yazıyı bir şarkıyla kapatıyorum. Bu yazıyı da yaşadığı her zorluğa rağmen bir şekilde düştüğü yerden kalkan, içindeki çocuğu öldürmek istese de ona kıyamayan kendime armağan ediyorum. İyi ki varım, iyi ki varız efendim!

Asla vazgeçme!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: