Dinle: Şafağın Sırları

Şafağın sana söyleyecek sırları var, uykuya geri dönme.

Mevlana

Yine bir şeyler izledim. Yine etkisi büyük oldu. Yine yazmak istedim ve işte buradayım.

Geçtiğimiz iki hafta öyle hızlı fakat aynı zamanda öyle yavaş geçti ki. Hafif halsizliklerle başlayan, ateşe ve göğüs ağrılarına kadar giden müthiş bir süreç geçirdim. Virüs müydü, değil miydi bilemeyeceğim çünkü hastaneye gitmedim. Seneler sonra ilk kez tam teşekküllü yatağa düşmenin ve ateşin verdiği yetkiyle kendime tatil verdim. Uyudum, uyandım. Bir şey yemek bile eziyetti adeta. Sadece su içip boş boş tavana baktığım bu tembellik zamanlarından sonra nihayet bugün daha iyiydim. Tatile devam edip tüm günü dizi izlemeye ayırdım ve Atiye’nin ikinci sezonunu bitirdim.

Bu sezonun beni heyecanlandıran çok fazla tarafı oldu. Öncelikle hikaye Anadolu topraklarından beslenmeye devam ediyor fakat bu kez bunu çok daha iyi yapıyor. Şems’den, Mevlana’dan alıntılar, tekkeler, bedestenler, İstanbul detayları, Kapadokya macerası derken kendinizi Türkiye turunda buluyorsunuz bir anda. Hiç bitmeyen, detaylarla, sırlarla, şiirlerle dolu kocaman bir Anadolu turuna ihtiyacım var diyordum ki Atiye yardımıma koştu.

Görsel: https://www.imdb.com/title/tt10075318/mediaviewer/rm106864897

Gökyüzüne çevirdik yine gözümüzü. Yıldızlara seslendik. Onlardan etkilendik, onlarla bağ kurmaya çalıştık. Bizi buraya gönderen tanrıya, tanrılara/tanrıçalara ulaşmaya çalıştık. Öyle ya, buradaysak bir anlamı olmalıydı. Yolun sonunda “evet ya, ben bunu yapmaya gelmişim buraya” demeliydik. Sonunda öyle de oldu. Atiye bazı mantık hatalarına rağmen -ki böyle bir dizide mantık aramak haksızlık olur, itiraf etmek gerek- hikayesini güçlendirerek dönmüş. Bu sezon Erhan’ın hikayesine, doğanın başka bir parçasına, erkeğe baktık. Onun hikayesini dinledik. Erhan kimdi, ne istedi, neler oldu, nerede neyi kaybetti ve neyi bulmak istiyor? Bu sorular cevap bulmuş oldu.

Dönüp kendime bakabilme fırsatı bulduğum, vücudumun zehirlerden arındığı bir dönemde biraz da ruhuma bakmam gerektiğini hatırlatmak için geldi sanki Atiye. Bir diziye bu kadar anlam yüklemek iyi mi, değil mi bilmem ama ben hikayelerin aşığıyım. İnsan ki, bir parça ekmeğe, bir hırkaya, bir kaleme, bir kitaba dahi ne anlamlar yüklüyor. Hikayeler neden eksik kalsın?

Yazımı en baştaki alıntıyla bitirmek istiyorum. Dinleyelim, anlayalım. Gecenin, şafağın bize vereceği sırlar var.

Ve nice şifalar.

“Dinle: Şafağın Sırları” için bir cevap

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: