Mümkünlerin En İyisi: Candide

Burası mümkün olan dünyaların en iyisiyse, diğerleri nasıldır?

-Voltaire (Candide)

Yolculuğa çıkmak, seyahat etmek, yeni yerler görmek ne güzeldir öyle değil mi? İnsanların, hikayelerin, mekanların peşine düşüp kaybolmak insana canlılık verir. Her yol farklı bir olasılığa götürür bizi ve eninde sonunda her şeyin güzel olacağını düşünürüz. Peki her yolculuğun sonu iyi mi biter? Her yolculuk ikramlarla, güzel hikayelerle ve sonu mutlu biten maceralarla mı doludur?

Elbette hayır. Bazı yolculuklar felakete giden kapıları aralar. Her durak ayrı bir ıstırapla doludur. İşte Candide de böyle bir yolculuğun mağdurudur. Kahramanı olduğu hikayenin her bir satırı kan, gözyaşı ve adaletsizlikler ile örülüdür. Yaşadığı şatoda, hayatla ilgili hiçbir fikri olmadan geçirmektedir günlerini. Öğretmeni Pangloss ona her daim iyimser olmasını, içinde yaşadığımız dünyanın en iyisi olduğunu ve bundan başka bir şekilde var olamayacaklarını söyler. Bu fikirleri benimseyen Candide, şatodan kovulmasıyla başlayan yolculuğun da hiçbir şeyin kendisine öğretildiği gibi olmadığını görecektir.

İyimserlikle büyütülen Candide, yolculuğu boyunca savaşlar, yağmalar, tecavüzler, depremler, hırsızlıklar, Engizisyon Mahkemeleri’nde yargılanıp boş yere yakılan ve kırbaçlanan insanlar görecektir. Avrupa’nın göbeğinde yaşananları aklı almayacak, inandığı her değerin tek tek yıkıldığını görecek ve hayat üzerine yeniden düşünmeye başlayacaktır. Yolculuğunun başında aşka inanan, tek bir kişi için tüm fenalıkları göze almayı başaran Candide, bu yolculuğun sonunda sevdiği kadından bile vazgeçecektir.

– Fakat hangi amaçla bu dünya yaratıldı? diye sordu Candide.

– Bizi kudurtmak için, dedi Martin.

-Voltaire (Candide)

Candide’in yolculuğu, gerçekleri görebilmek ve saf iyimserliğe fazla anlam yüklememek üzerine kuruludur. Bu yolculuğun sonu ise Cennet Bahçeleri’nde biter. Candide sevgilisinin İstanbul’da olduğunu öğrenir, Türk topraklarına gelir ve artık eskisi kadar güzel olmayan sevgilisiyle evlenir. Elinde kalan son elmaslarla bir çiftlik alır ve çiftliğine komşu olan dervişten mühim bir sır öğrenir.

Hayat çalışarak, aksiyon olarak yaşanır. Neyin nasıl olması gerektiğini fazlaca düşünerek değil. Cennet Bahçeleri’ni sürüp, bu bahçenin verdikleriyle geçinerek mutlu olabilir bir insan. Düşünmekten daha verimli, daha kutsal bir şey var ise o da çalışmaktır. Aramak, seyahat etmek güzel olsa da, bulduklarınızı işlemedikten sonra hiçbir şeyin bir anlamı yoktur. Neticede tüm arayışlardan sonra geleceğiniz yer toprak, yapacağınız şey ise o toprağı işlemektir.

Ne tesadüftür ki, Voltaire eserini İstanbul’da, Cennet Bahçeleri’nin en güzelinde bitirir ve Candide aradığı sırrı Marmara kıyılarında bulur.

Okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: