İÇE DÖNÜĞÜN İÇ DÖKÜŞÜ – 2

Yazı dizimiz muhteşem bir aranın ardından devam ediyor efendim. Kemerlerinizi bağlamanızı, telefonları uçak moduna alıp kimsenin size ulaşamadığından emin olmanızı rica ediyoruz. Biraz kendinizle kalacak, içinize döneceksiniz çünkü.

Geçtiğimiz yazıda sosyal etkileşimlerin bize neler yaptığından, tek başımıza vakit geçirmeyi tercih edişimizden bahsetmiştim. Devam etmeden evvel kaynak olarak kullandığım videoyu tekrar paylaşmak istiyorum. Bu arada özellikle içe dönük arkadaşların takip edebileceği güzel bir kanalın videosu bu. Tavsiye edilir efendim.

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=57VprUz8rro&list=PLXSEPM58cSUwqA-2d04Etv8e26g2gvjLV&index=4&ab_channel=FrankJames

3. Gruplarla takılmak yerine bire bir iletişimi tercih edersiniz.

Şimdi bir düşünün bakalım, bir grubun içindesiniz ve herkes bir şeyler paylaşmaya çalışıyor. Kimisi sevgilisinden ayrılmış, kimisinin dersleri iyi değil, kimisinin bin türlü başka derdi var. Siz de bir kenarda oturmuş herkese dikkat kesilmeye çalışıyorsunuz. Konuyu takip etmeye çalışıyorsunuz ama tıpkı Türk televizyonlarında gördüğümüz tartışmalarda olduğu gibi herkes konuşmaya çalışıyor ve dinlemeye çalışan kimse yok. Siz ise ilginizi çeken ve deneyim sahibi olduğunuz konularla ilgili konuşmaya çalışıyorsunuz ama maalesef sıra bir türlü size gelmiyor. Tam ağzınızı açıp bir şey söylüyorsunuz ki, cümleleriniz havaya karışıp sonsuzluğa uğurlanıyor.

Bu anlattıklarım hayatımın özetiydi. Herhangi bir yerde buluşmam gereken kişi sayısı 1’in -yazıyla bir- üzerine çıktığı anda beynim kaç ve savaş arasında tercih yapmamı istiyor benden. Neden? Çünkü dikkatimi toplamam, karşımdaki insanın problemini anlamam, bildiklerim ve deneyimlerim doğrultusunda ona gerçekçi tavsiyeler vermem, fikir alışverişinde bulunmam lazım ama gruplarda böyle bir imkan maalesef yok. Genelde böyle ortamlarda bana gelen “Sen de çok sessizsin yahu” cümlesi aslında pek de doğru bir cümle değil çünkü ben ortamına göre sessiz kalmayı tercih ediyorum aslında. Ortada verim alabileceğim bir şey yoksa katılmamaktan yana tavır koyuyorum. Bu sebeple herkes tarafından “sessiz” olmakla etiketlensem de, aslında baş başa olduğumuzda çenemdem kurtulmanız pek mümkün değil.

Bizim için sohbet etmek havadan sudan konuşmaktan çok farklı. Oturup insan ruhu, beynimizin içinde olanlar, bu şehirde bizden önce yaşamış kişiler hakkında konuşabiliriz. Sırayla konuşulduğu, herkesin fikirlerinin önemsendiği ortamlarda içe dönükler de var olabiliyor. Mesela gönüllülük yaptığım bir eğitim platformunda süreç böyle işliyor. Toplantılarımızda söz almaktan, konuşmaktan çekinmiyorum çünkü ekip arkadaşlarım pırlanta gibiler adeta. Neyse şimdi ağlamak istemiyorum yazıda, konuyu da dağıtmadan devam edelim efendim.

4. Başkalarıyla çalışmaktansa tek başınıza çalışmayı tercih edersin.

Eveet, en çok çektiğimiz meselelerden biri de bu. Eğer gönüllüsü olduğum yerlerdeki (üç sivil toplum kuruluşunda gönüllüyüm ve hepsi birbirinden harika) gibi güzel ve nadir bulunan bir ekibe denk gelmediyseniz ki genelde okul ödevleri için zorla kurulan gruplar oluyor bunlar, geçmiş olsun içe dönük arkadaşlarım. Cehennem nasıl bir yer merak mı ediyordunuz? Alın size VIP cehennem deneyimi. Üstelik KDV dahil.

Bir ödev verilir ve hoca o sihirli cümleleri söyler: “GRUPLAR HALİNDE ÇALIŞACAKSINIZ”. Yani başka da derdimiz yoktu değil mi? Neyse efendim aranır taranır bir şekilde içe dönük halinizle bir gruba girersiniz ama o da ne? Grup arkadaşlarınızın ödev yapmakla ilgili en ufak bir endişesi yoktur. “Hallederiz ya, daha çok var, ya yaparız bir şekilde”ler havada uçuşurken siz kocaman bir anksiyete deryasında kulaç atmaya başlamışsınızdır. “Ödev ne zaman yapılacak, kim ne yapacak, malzemeler nereden alınacak” falan derken en fazla işi siz yapmış olursunuz. O yüzden genelde grup ödevlerindeki notlarım daha düşük olur çünkü ödevi yapmak istemem. Ödevi bırakıp ülkeyi terk etmek daha mantıklı gelir o an.

Bunun sebebi ise bizim “multitasking” yani aynı anda birden fazla işi yapma becerimizin olmaması. Biz tek bir işi daha derinlemesine çalışarak yapabiliyoruz. Yani grup görevlerini dağıtırken konu listesini belirlemek kafamıza tek el ateş edilmesi demek. Başkalarından sorumlu olmak her zaman daha fazla ve gereksiz iş demek çünkü. Grupla beş saatte yapılabilecek bir işi tek başımıza bir saatte yapıp kurtulmuş oluyoruz. Bu süreçte strese girmiyor, ödevden maksimum verimi alıyoruz. Hayat bayram oluyor.

Yazımın sonuna gelirken sizlere bugün bir çılgınlıkla açtığım Patreon hesabımdan bahsetmek istiyorum. Bir seneden fazla bir zamandır burada yazılar yazıyorum ve şimdi de Akasis bünyesinde podcast yayınlamaya başlayacağım. Eğer destek olmak, bir kahve ısmarlamak isterseniz Patreon hesabımın linkini aşağıda bulabilirsiniz. Şimdiden çok teşekkürler!

İçe Dönüğün İç Döküşü’nün bir sonraki yazısında görüşmek dileğiyle!

https://www.patreon.com/raptiyenaziri

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: