Site icon Raptiye Nazırı

Rusya İçin!: The Great*

Reklamlar

“Kendime harika bir aşkın sözünü verdim. O iş yattı. Sonra fark ettim ki istediğim şey harika bir hayat” -Catherine

The Great (Hulu, BeinConnect)

Saray koridorları, votkalar, harika kadınlar, mükemmel erkekler, ayılar (gerçekten bildiğimiz ayı), kırılan bardaklar, babası kadar “great” olmayan bir çar ve nereye düştüğü hakkında hiçbir fikri olmayan çiçeği burnunda bir çariçe.

Tüm bunların bir araya geldiği bir hikaye ancak komedi olabilirdi. Hulu’nun The Handmaid’s Tale’den sonraki en beğendiğim yapımı olan “The Great”, babası Peter “The Great”ten sonra tahta geçen 3. Peter dönemine odaklanıyor. Olaylar Peter’ın evlenmesiyle, Catherine’nin çariçe olmasıyla başlıyor. Peter attığı her adımda babasının gölgesine basıyor, Catherine ise Peter ile hayallerindeki aşkı yaşayacağına inanan küçük bir kız ve Peter’ın etrafında pervane gibi dönüyor. Çok geçmeden her ikisi de gerçeklerin farkına varıyor. Biri tahtından, diğeri ise aşka olan umudundan oluyor.

Peter da Catherine de çocuklar henüz. Dizideki görüntülerinden anlaşılmıyor olabilir ama gerçekte ikisi de çok gençmiş evlendiklerinde. Biri babasından devraldığı ülkeyi onun kadar iyi yönetmeye çalışıyor, diğeri ise kocasına olan aşkını ispat etmenin derdinde.

Peter’ın çocuksu davranışları, ne idüğü belirsiz kararları, dünyaya yiyip içip sevişmeye gelmiş gibi davranması bir noktadan sonra saray halkını rahatsız ediyor. Muhaliflerin sayısı her geçen gün artarken Catherine de aradığı aşkı asla bulamayacağını anlıyor. Peter’ın devlet yönetimindeki başarısızlığı evliliğinde de kendini gösteriyor. O dönem erkek hükümdarlar arasında yaygın olduğu üzere bir metresle ilişkisi oluyor. Tüm bunları gören muhalifler kendilerine yeni bir lider ararken, Catherine de içindeki “aşk”ın bir erkek için değil de, bir ideal için, Rusya için olduğunu anlıyor.

Buradan sonra olaylar bir karışıyor ki sormayın. Catherine için taht kavgası başlıyor. Çevresindeki herkesi tek tek ikna ediyor, önemli ve güçlü bir politik figür haline geliyor. Son noktada ise kocasını tahtından edip tacı almayı başarıyor. Dizinin afişinde de belirtildiği gibi “Taç yakışıyorsa, almalısınız!”

Görsel: https://scatteredquotes.com/tv-shows/the-great/

İşin en ironik kısmı ise, babası Peter “The Great”ten sonra tahta çıkan 3. Peter, “The Great” unvanı için çok uğraşıyor. Her adımını bu unvan için atıyor sanki. Fakat bu unvan ona değil, yaptıkları ve Rusya’yı getirdiği yerle eşi, çariçe 2. Catherine yani Catherine “The Great”e nasip oluyor. Hayatın mizah anlayışı diyelim 🙂

Dönem dizilerine yeni bir soluk getirip işi dram ekseninden çıkaran, dönem dizilerinde komediye de yer veren bir yapım olması sebebiyle çok beğendim “The Great”i. İzlemek isteyenler BeinConnect platformundan ulaşabilirler.

Şimdiden iyi seyirler!

Bu arada, hepimiz bir Catherine “The Great” olmayabiliriz ama aşık olduğunuz konuyla ilgili tacınızı almaktan ve bu tacı başkalarıyla paylaşmaktan geri durmayın!


*The Great: Uğruna çalıştığınız, aşık olduğunuz ve aynı zamanda yeteneğinizin olduğu alanlarda alabileceğiniz unvan. Şayet bu kriterleri karşılamayan alanlarda kulaç atmaya çalışırsanız, kuvvetle muhtemel tahttan edilirsiniz. Benden söylemesi 🙂

Exit mobile version