Site icon Raptiye Nazırı

Düşmanlığın Faydaları

Reklamlar

“Kendi benliğinin tanımına yapılan belirleyici bir katkıyı düşmanlarına borçludur çünkü onlarla zıtlaşırken ne olmadığı berraklaşır zihninde: “Ben onlar gibi değilim!” Kendini ötekilerle arasına sınır çizerek, olumsuz tanımlamak, kendi güçlerine dayanarak olumlu bir tanım yapmaktan kolay gelir insana.”

– Wilhelm Schmid (Düşmanlığın Faydaları)

“…, peki ama düşmanlara herhangi bir anlam atfedebilir miyiz?”

Aşık olmak, güven verici bir dostluk ilişkisi kurmak, desteklenmek, iyi hissetmek herkes tarafından arzulanan şeylerdir. Bunlar bizi biz yapar, hayata daha sıkı bağlanmamızı sağlar, köklerimizi güçlendirir. Hata yapsak bile şefkatle karşılanacağımızı bilirsek cesur oluruz. Dönebileceğimiz bir evimiz olduğuna kanaat getirirsek kıyıdan ayrılabiliriz. Düştüğümüzde orada olacak biriyle anlam kazanır hayatımız.

Peki ya sevmediklerimiz? Birlikte olmak istemediklerimiz? Bir zamanlar dost sandığımız fakat daha sonra bizi kırdığını anladığımız insanlar? Arkamızı dönüp gittiklerimiz? Daha da fenası bizi büyük bir ilgiyle takip eden, hayatımızla ilgilenen fakat bunu düşmanlık etmek için yapanlar?

Herkesle anlaşmamız mümkün değil. Dünya bu pembelikte bir yer olsaydı muhtemelen tüm sorunlarımız çözülürdü. Bazı insanlar sevmememiz, düşmanlık etmemiz ya da düşmanlık görmemiz için girerler hayatımıza. Bazen bizi başkalarının yanında utandırır, bazen sinsice laf çarpar, bazen emeklerimizin üzerine konar, bazen iftira atarlar.

Tüm bunlara karşı nasıl bir tepki veririz? Sinirlenmeden, kırılmadan devam edebilir miyiz? Bu kadar “ermiş” ya da “bilge” olmak mümkün müdür? “Bize tokat atana diğer yanağımızı dönebilir miyiz?”

Wilhelm Schmid düşmanlarımıza farklı bir şekilde bakmamız için bir kapı açıyor bize. Kafamızdaki düşman şemasını yerle bir etmeye ant içmiş gibi konuşuyor bizimle. “Bir insanın kendisiyle ve hayatıyla daha iyi başa çıkmayı dert edinmesi” gerektiğinden bahsediyor ve bizi, içimize bakmaya davet ediyor. Düşmanlarımıza farklı bir pencereden bakabilmek için içimizdeki karanlığı ve kötülüğü fark etmemiz gerektiğinden bahsediyor. Öyle ya, bir Türk dizisinde yaşamıyoruz. Hiç kimse kötü bir kaynana figürü gibi saf kötülük yapmak için gelmiyor dünyaya. İyi seçimlerimiz ve kötü seçimlerimiz var sadece. Bu da bizi tıpkı Good Omens dizisinde Tanrı’nın da belirttiği gibi “iyi” ya da “kötü” değil sadece “insan” yapıyor.

Elimizdeki sorunlara farklı pencerelerden bakmayı becerebilirsek, sorunların içindeki fırsatları da görebiliriz. “Düşmanlığın Faydaları” kitabı, o pencerelerden birini açıyor bize.

Keyifli okumalar dilerim.

Exit mobile version